İsrail ve ABD, İran ile yapılacak yeni anlaşma öncesinde endişelerini sürdürüyor ve bölgedeki istikrarı koruma çabasıyla dikkat çekiyor. İsrail basınındaki değerlendirmelere göre, Tel Aviv, olası bir İran anlaşmasına ilişkin içerde ve dışarda bazı şartlar ve beklentiler belirlemiş durumda. İsrail, anlaşmanın İran’ın nükleer ve füze programlarını sınırlandırmasını, bölgedeki desteklerini durdurmasını ve uranyum zenginleştirme altyapısının kaldırılmasını istiyor. Bölgedeki bölgesel güvenlik endişeleri, İsrail’in bu tutumunu şekillendiriyor.ABD Başkanı Donald Trump’un İran ve bölgedeki askeri gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamalar ise tansiyonu artırma potansiyeli taşıyor. Trump, 11 Haziran’da yaptığı açıklamada, İran’la savaşın sona erdiğini ve olası bir mutabakatın önemini vurguladı. Aynı gün, İran’a şiddetli saldırılar düzenleme tehdidinde bulunurken, İsrail Güvenlik Kabinesi’nin de İran’a yönelik askeri tırmanış senaryolarını gördüğü ve tartıştığı ortaya çıktı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Washington’un açıklamalarının spekülasyondan ibaret olduğunu ve kalıcı bir anlaşmanın henüz sağlanmadığını belirtti. İsrail ise, anlaşma görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasını umuyor ve Washington ile Tahran arasındaki mutabakatın hazırlık aşamasında olmadığını açıkladı. İsrail’in açıklamalarına göre, Knesset ve hükümet, bölgedeki güvenliği sağlamak adına ilk etapta 4 ana şart belirlemiş durumda. Bunlar; İran’ın nükleer maddelerinin tamamen çıkarılması, uranyum zenginleştirme altyapısının kaldırılması, füze programına sınır konması ve Tahran’ın bölgedeki müttefiklerine verdiği desteğin durdurulmasıdır.
İsrail’de yayın yapan gazetelere göre, Tel Aviv bölgedeki müzakerelerin başarısız olmasını ve anlaşmanın mevcut haliyle kabul edilmemesini umuyor. İsrail, İran ve bölgedeki müttefiklerine yönelik tehditlerin devam ettiğine inanırken, Tahran ise programlarının barışçıl olduğunu ve bölgedeki diğer ülkeleri tehdit etmediğini savunuyor. Birçok analist, İsrail’in anlaşmaya karşı temkinli durduğunu ve ABD-İran görüşmelerinde ilerleme kaydedilmesine rağmen, Tel Aviv’in hazırlıksız yakalandığını belirtiyor. İsrailli uzmanlar, bu süreçte İsrail’in sayısız askeri ve diplomatik operasyonla bölge güvenliğini sağlamaya çalıştığını dile getiriyor.
İsrail’deki siyasi tartışmalar ise, Trump’ın İran açıklamalarının 2026 FIFA Dünya Kupası’nın başlangıcıyla denk gelmesiyle gündeme geldi. Bazı uzmanlar, ABD’nin uluslararası imajını güçlendirmek ve bölgeyi kontrol altında tutmak adına bu zamanlamayı tercih etmiş olabileceğini öne sürüyor. Ancak, resmi bilgiler ışığında, bölgeye yönelik böyle bir bağlantı henüz kanıtlanmış değil. Bölgedeki tansiyonu düşürmek adına yapılan bu açıklamalar, bölgesel ve küresel güvenliği ilgilendiren önemli bir konuyu oluşturuyor. Ayrıca, İran’ın futbol takımlarının turnuvaya katılımıyla ilgili soru işaretleri ve uçuş kısıtlamaları da bölgede gerginliği artıran unsurlar arasında yer alıyor.