İsrail ile ABD arasındaki ilişkiler, yeni bir gerginlik düzeyine ulaşmış durumda. İsrail’in en yüksek tirajlı muhafazakar gazetesi Israel Hayom’da yayımlanan sert yazıda, Trump’ın İran’la yaptığı mutabakat eleştirildi ve iki ülke arasındaki sadakat krizleri yeniden gündeme geldi.
Gazetede, Trump’ın İran ile yapılan teslimiyet anlaşmasına üstü kapalı sert tepkiler gösterilerek, “İsrail’e ihanet etti” ifadeleri kullanıldı. Yazıda, Trump’ın tarihsel mirası ve Nobel ödülü konusunda da olumsuz göndermeler yapıldı ve başarısızlıklar sıralandı. Trump’ın, “Başarısız oldunuz, fırsatı kaçırdınız ve ABD’nin stratejik gücüne zarar verdiniz” denilerek, Amerikan liderliğine yönelik ciddi eleştiriler dile getirildi.
Yazı, Trump’ın Orta Doğu politikasını ve İsrail ile ilişkilerini de sorgulayan ifadeler içeriyor. Trump’ın daha önce gazetecilere yaptığı, “İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu ben hapisten kurtardım” açıklaması, bu ilişkilerdeki gerilimi ortaya koydu. Ayrıca, ABD Başkanı’nın “İsrail olmasaydı, Amerika var olmazdı” şeklindeki sözlerine de dikkat çekildi ve bu sözlerin güven bunalımını derinleştirdiği vurgulandı.
Gazetede, Trump’ın İran ile yeni müzakerelerden uzak durması ve petrol fiyatlarındaki düşüşün yanıltıcı olduğuna dair değerlendirmeler yer aldı. Ayrıca, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki olası yeniden kısıtlamalarının doğuracağı büyük krizlerden endişe edildi ve Washington’daki liderlerin Türkiye ve bölge ülkeleri ile ilişkilerinin de risk altında olduğu belirtildi.
Yazıyı tamamlayan bölümde, İsrail ve ABD arasındaki sadakat krizine vurgu yapıldı. Trump ve Adelson ailesi arasındaki “sadakat” sorunlarının, söz konusu medya saldırılarında etkili olduğu anlaşıldı. Trump’ın, Sheldon Adelson’ın eşi Miriam Adelson’a Beyaz Saray’da takılan madalyayı anlattığı olayda, İsrail ve ABD ilişkilerinin altında yatan karmaşık ilişkilerine işaret edildi.
Kendi politikasını daha geniş çerçevede değerlendiren ABD Başkan Yardımcısı JDVance, İsrail ile ABD’nin temel ihtiyaçlarının farklı olduğunu belirtti. 'Uluslararası ilişkilerde kimseye tam anlamıyla güvenmem,' diyerek, ilişkilerin temelde ortak çıkarlar ve karşılıklı saygıya dayandığını vurguladı. Bu açıklamalar, iki ülke arasındaki güven sorununun devam ettiğini gösteriyor.
.