İsrail Meclisi, Batı Şeria'da yasa dışı yerleşimlere yeni vergi avantajları sağlayan önemli bir yasa tasarısını onayladı. Gece saatlerinde yapılan oylamada, tasarı 32 evet oyuyla kabul edilirken, 23 hayır oyunun çıktı. Aşırı sağcı Dini Siyonizm Partisi'nin desteklediği bu yasa ile, yaklaşık 59 yasa dışı yerleşimin vergi muafiyetinden faydalanması sağlandı. Bunlar arasında, Smotrich'in ikamet ettiği yasa dışı Kedumim yerleşimi de bulunuyor.
Meclis tarafından kabul edilen tasarıyla, 'Doğu Çatışma Hattı Bölgesi' adlı yeni bir statü tanımlandı. Bu düzenlemeyle, Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimlerin, hükümetin 'ulusal öncelikli alanlar' listesinde yer almayan bölgelerdeki vergiden muaf tutulması amaçlanıyor. Ayrıca, yerleşimlerin Utanç (Ayrım) Duvarı'ndan en az iki kilometre uzaklıkta olması, belirli güvenlik ve sosyoekonomik kriterleri karşılaması ve okul taşımacılığının kurşun geçirmez araçlar kullanılması şartları getirildi.
İsrail hükümeti, bu yasa tasarısının 2026 Ocak ayından itibaren yürürlüğe girmesini ve 2027 yılının sonuna kadar geçerli olmasını planlıyor. İsrail Vergi Dairesi tahminlerine göre, bu düzenlemenin yıllık maliyeti 130 milyon şekel (yaklaşık 35 milyon dolar) olacak. Muhalefet ise, bu yasanın seçimler öncesinde devlet kaynaklarının kendi seçmenlerine aktarılması amacıyla çıkarıldığını savundu ve yardım paketleri konusunda tartışmalar yaşandı. İsrail basını ise, bu yasanın meclisten geçirilme ısrarıyla Kuzey bölgesine yönelik yardımların geciktiğini öne sürdü.
Batı Şeria'da, İsrail’in 1967’de işgal ettiği bölgede kurulan ve uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen yaklaşık 365 yasa dışı yerleşim bulunuyor. 2024 verilerine göre, bölgede 3 milyon Filistinli yaşarken, İsrailli yerleşimci sayısı 500 bini geçti. İsrail’in bu yasa dışı yerleşim politikası, uluslararası toplumca kınanırken, bölgedeki gerilimlerin artmasına neden oluyor. Ayrıca, aşırı sağcı Yahudi gruplar tarafından kurulan ve yasa dışı kabul edilen 224 kaçak yerleşim ile birlikte toplamda bu bölgede 365 yasa dışı Yahudi yerleşimi bulunuyor. Bu hamleler, uluslararası hukuka aykırı olarak bölgedeki statükoyu koruma arzusu olarak değerlendiriliyor.