İsrail-İran-ABD savaşı 18. gününde devam ederken, İsrail ordusu Lübnan'da kara harekâtına başladı. İsrail ordusu, Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyine yönelik saldırılarını engellemek ve sınır hattında ileri savunma hattı oluşturmak amacıyla Lübnan topraklarına giriş yaptı. Operasyon kapsamında Ramim sırtları ve El-Hiyam çevresine kuvvet yığınakları yapan İsrail, Hizbullah’ı Litani Nehri’nin ötesine iterek, Kiryat Şmona, Menara ve Misgav Am gibi yerleşimlerin saldırı kapasitesini sınırlandırmayı hedefliyor. Bölgedeki hareketlilik artarken, operasyonun daha geniş alanlara yayılması da planlanıyor, ancak nihai hedef netlik kazanmıyor.
İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik askeri hamleleri, bölgede yeni bir güvenlik kuşağı oluşturma veya Hizbullah’ı silahsızlandırma amacı taşıyabilir. Ayrıca, yüz binlerce Lübnanlının tahliyesiyle bölgedeki güç dengesinin değişebileceği belirtiliyor. Bu gelişmeler, bölgedeki diplomatik ve askeri dengeleri yakından ilgilendiriyor.
Öte yandan, İran cephesinde de hareketlenme sürüyor. İsrail’in İran’a karşı gerçekleştirilen saldırıları, rejimin itibarını zedelemeye ve zayıflatmaya yönelik sembolik hamleler olarak değerlendiriliyor. İran’ın eski lideri Ali Hamaney’e ait olduğu iddia edilen uçağın hedef alınması ve uzay ile istihbarat merkezlerine yapılan saldırılar dikkat çekti. İran, son koz olarak Hürmüz Boğazı’nı kapatmayı planlıyor, bu da küresel petrol fiyatlarını etkilemek amacı taşıyor. Bölgesel güçler arasındaki gerilim hızla artarken, ABD’nin ise bölgede aldığı önlemler ve politikaları devam ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın önünde iki olasılık bulunuyor. Birincisi, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına doğrudan müdahale etmeden, bölgedeki ülkelerin çözüm üretmesine izin vermek. İkinci ise, tahliye uyarısı ve geniş çaplı hava saldırılarıyla İran’ı hedef almak. Ancak, Washington’un petrol fiyatlarını dengeleme gücü ve stratejik konumu göz önüne alındığında, İran’ın hamleleri üzerindeki etkisi sınırlı olabilir. Tüm bu gelişmeler, Orta Doğu’da yeni bir savaşın eşiğinde olunduğunu gösteriyor.