İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik saldırıları, sadece Hizbullah’a karşılık değil, uzun süredir planlanan geniş kapsamlı bir askeri operasyonun parçası olabilir. Al Jazeera Dijital Soruşturma Birimi tarafından yayımlanan araştırma, Golan Tepeleri’nde terk edilen bir Suriye köyünün kasten Güney Lübnan’daki yerleşimlere benzetilerek «askeri eğitim alanı» haline getirildiğini ortaya koydu.
Haberde, İsrail’in 2025 yılı boyunca burada yoğun tatbikatlar gerçekleştirdiği ve uydu görüntüleri ile açık kaynak verilerine dayanan analizlerde «Zaura» adlı terk edilmiş köyde çok katlı binalar, tüneller ve çatışma simüle eden özel yapılar inşa edildiği belirtiliyor. Bu alanın, Güney Lübnan’daki olası kara operasyonları için hazırlık yapılmakta olduğu düşünülüyor.
İsrail ordusu, özellikle zırhlı birlikler, komandolar ve paraşütçü birlikler ile burada eğitimler gerçekleştiriyor ve yine 2026’nın ilk aylarında bu birlikler Güney Lübnan operasyonlarında aktif rol almış durumda.
İsrail basınında da «Küçük Lübnan» olarak adlandırılan bu tesislerde, Güney Lübnan’daki olası kara operasyonlarına yönelik çeşitli senaryolar üzerinde eğitimler yapıldığı ifade ediliyor. Uydu görüntülerine göre 2013’den itibaren altyapı çalışmalarının hız kazandığı ve 2022 sonrası bölgeye büyük askeri inşaatların gerçekleştirildiği anlaşıldı.
Haziran 2024’ten Eylül 2025’e kadar süren dönemde bölgedeki askeri yapılaşmanın tamamlandığı ve alanın kapsamlı bir eğitim kompleksi haline getirildiği öne sürülüyor. Bu eğitimlerde, yerleşim alanlarının kontrolü, binaların temizlenmesi, tünellerde çatışma, hedef ele geçirme ve koordine kara saldırıları gibi çeşitli senaryolar uygulandı.
Ayrıca, İsrail’in Litani Nehri üzerindeki 9 köprüyü hedef aldığı ve 6’sını tamamen yıktığı ortaya çıktı. Bu stratejiyle güney Lübnan’ın ülkenin geri kalanından izole edilmesi amaçlanıyor. Nitekim, bazı köprülerin bilinçli olarak kullanılabilir bırakıldığı ve Hardali Köprüsü’nün tamamen yıkılmadığı, böylece gelecekteki kara operasyonları için koruma sağlandığı belirtildi.
İzlenilen askeri stratejinin, Gazze Şeridi’nde uygulanan modelin bir uyarlaması olduğu düşünülüyor. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir döneminde benimsenen taktik, sınır hattında «güvenlik kuşağı» oluşturarak bölgedeki yapıları sistematik biçimde yok etmek ve bölgeyi yönetilebilir hale getirmeyi içeriyor.
Uydu radar görüntülerine dayanılarak yapılan analizlerde, Litani Nehri güneyindeki birçok yerleşim alanında benzer yıkımın yaşandığı görüldü. Ortalama 1,2 milyon sivilin yerinden edilmesi ve tahliye çağrılarının toplam yüzölçümünün yüzde 14’üne ulaşması, bölgedeki insani durumun ciddi boyutlarda olduğunu gösteriyor. Uzmanlar ise, sivillere yönelik bu saldırıların savaş suçu kapsamında değerlendirilebileceği uyarısında bulunuyor.