İsrail-İran-ABD arasındaki savaş, dokuzuncu gününe girerken, tarafların karşılıklı misillemeleri tüm şiddetiyle sürüyor. Bu süreçte Washington Post'un haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu arasındaki siyasi ve askeri ortaklık, İran’a karşı yeni bir döneme işaret ediyor. Netanyahu ve İsrail siyaseti için Trump, uzun süredir beklenen politikaların hayata geçirilmesini sağlayan lider olarak görülüyor.
Trump, Beyaz Saray döneminde İsrail’in güçlendirilmesine yönelik önemli adımlar attı. ABD’nin Kudüs’teki Büyükelçiliğini taşıması, Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğin tanınması ve İran nükleer anlaşmasının iptali gibi hamlelerle İsrail'in yanındaki duruşunu açıkça gösterdi. Bunun yanı sıra, Filistinli mültecilerle ilgili BM finansmanı büyük ölçüde kesildi ve Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimleri artık kendi ABD pasaportlarına kavuşuyor.
28 Şubat sabahı ise, en büyük gelişme yaşandı: ABD’nin Irak’tan bu yana en büyük askeri yığınağıyla İran’a yönelik tam ölçekli saldırı başlatıldı. Bu hareket, Netanyahu’nun uzun süredir talep ettiği ve iki liderin en riskli siyasi kararlarından biri olarak kabul edilen bir adımdı. Savaşın bölgesel dengeleri değiştirmesi ve büyük bir krize neden olma potansiyeli ise endişeleri artırıyor. Bu gelişme, her iki liderin iç siyasetinde de önemli sonuçlar doğurabilir.
Netanyahu, savaşın siyasi kariyerini kurtarmak ve destek toplamak için erken seçim çağrısı yapma olasılığıyla karşı karşıya. Anketlerde geride görülen Netanyahu’nun, İran hedeflerinin vurulmasının ardından oluşabilecek destek dalgasından yararlanmak istiyor. Son analizler, Netanyahu’nun Trump’tan güç alan bu hareketi, onun en büyük kazanımı olarak değerlendirilirken, iç siyasette büyük bir sınavla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Trump ise, yakın tarihli gelişmelerin Kongre ara seçimleri öncesinde siyasi riskler barındırdığını düşünüyor. Dış askeri müdahalelere karşı olan destekçiler arasında rahatsızlık ve yükselen enerji fiyatları, başkanın politikalarını zora sokuyor. Ayrıca, Trump’a yakın çevreler, Netanyahu’nun ABD’yi savaşa sürüklediğini savunurken, bazı yorumcular ise Trump’ın kendi inisiyatifiyle hareket ettiğini belirtiyor.
Trump ve Netanyahu’nun ilişkisi, geleneksel lider ortaklıklarından farklı olarak daha karmaşık ve zaman zaman gerilimli bir yapı sergiliyor. Bu durum, kimi zaman “Kim aslında yönlendiriyor?” sorusunu gündeme getiriyor. ABD’de bazı çevreler, Trump’ın Netanyahu’nun etkisi altında olduğunu düşünürken, İsrail’de ise ikili ilişkinin yakınlığı ve Trump’ın İsrail lehine attığı adımlar ön plana çıkıyor. Ancak, Netanyahu’nun Trump’a baskı yaparak askeri operasyonlar istemesi ve Beyaz Saray ile Mar-a-Lago ziyaretleri, ilişkilerin iniş çıkışlı olduğunu gösteriyor.
Savaş sonrası İran ve Orta Doğu’nun ne olacağı konusunda ise birkaç olası senaryo gündemde. Netanyahu’nun İran’a yönelik saldırı planları ve Trump’ın bu süreçteki rolü, bölgedeki istikrarı belirleyecek önemli faktörler olmaya devam ediyor. Tüm gelişmeler, bölgenin savaş ve barış sınırında ilerlemesine yol açarken, bölge halkı büyük belirsizlikler içinde.