İsrail ordusu, Gaza'ya yardım götüren uluslararası filoya hukuk dışı müdahale ederek, Türk aktivist Hüseyin Oral'ın da içinde olduğu grubu ciddi şekilde muameleye tabi tuttu. 12 Nisan'da İspanya'nın Barselona kentinden Akdeniz'e açılan Filonun 2026 Bahar Misyonu, 26 Nisan'da Sicilya Adası'ndaki katılımlarla tekrar yola çıktı. Ancak 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında gerçekleşen saldırı, aktivistlerin hayatını ve özgürlüğünü riske attı. İsrail askerleri, denize yakın uluslararası sularda düzenlenen operasyonla 177 aktivisti gözaltına aldı ve kötü muamelede bulundu.
Hüseyin Oral, yaşadığı işkence ve alıkoyma deneyimini detaylarıyla anlatırken, saldırı sırasında yaşanan korku ve zorluklara değindi. Gemiyi durdurup ışık ve silah doğrultan askerlerin, diz çöktürüp sorular sorması ve ardından konteynerlere götürmeleri, aktivistlerin haklarının gasp edildiğine işaret ediyor. İsrailli askerlerin, ters kelepçelerle alıkoyduğu grup, askeri bir gemiye götürülerek, insanlık dışı koşullarda tutuldu. Oradaki koşulların oldukça kötü ve soğuk olduğu, insanların buz tutmaya başladığı belirtildi.
Oral, saldırı sırasında gördükleri işkenceye ve zor kullanmaya rağmen, İsrailli askerlerin bizim korkusundan değil, kendi korkularından kaynaklandığını vurguladı. Ayrıca, konteynerlerdeki durumu anlatırken, insanların yoğunluğu, su ve yiyecek kıtlığı ve soğuk havada hayatta kalma mücadelesini dile getirdi. İsrail askerlerinin Saif Abukeshek ve Thaigo Avila’yı zorla götürmesi ve şiddet kullanmaları, olayların ne kadar ciddi ve insani açıdan kabul edilemez olduğunu gösteriyor.
Taraflar arasındaki koordinasyon ve gasp skandalı da dikkat çekti. Girit’e yaklaşırken, İsrail ve Yunanistan’ın ortak hareket ederek aktivistleri gasp ettiği ve kişisel eşyalarının da zorla alındığı öğrenildi. Özellikle Türklerin bulunduğu gruptan birçoğu, gasp edilen paraları ve belgeleri geri alamadı. Otobüs ve ambulanslarla yapılan ilk sevkiyat sırasında, gösterilen özenin yetersizliği ve bölünmenin girişimleri, organizasyonun zayıflığını ortaya koydu. Oral, uçağını kaçırma ve gazetecilerin kayıtta tutulması gibi olaylar da yaşandı. Gözleri önünde gerçekleşen uçak kalkışının, aslında teknik sebeplerle iptal edilmesi ve hastaneye götürülmesi, operasyonların ne kadar planlı ve karmaşık olduğunu ortaya koydu.
Yasal yol ve uluslararası hukuka rağmen, İsrail ve Yunanistan’ın bu ortak çalışması, insani yardımlar ve sivil aktivistlerin haklarını hiçe sayıyor. Filoda yaşananlar, bölgedeki gerilimi ve insan hakları ihlallerini bir kez daha gözler önüne serdi. Hala devam eden misyon ve vazgeçmeyen aktivistlerin durumu ise uluslararası camianın dikkatini çekiyor.