İran, savaşın dördüncü haftasında bile güçlü ve gizli silahlarını saklamaya devam ediyor. İsrail basınına göre Tahran yönetimi, elinde hala kullanılmamış önemli askeri kapasite bulunduğunu açıkladı. İran'ın balistik füzeleri, insansız hava araçları ve seyir füzeleri henüz tam kapasite kullanılmamış olmasına rağmen, sınır ötesi ve bölgesel stratejilerde aktif rol almaya hazır görünüyor.
İsrailli Maariv gazetesinin 'Tahran’ın henüz kullanılmayan gizli cephaneliği' başlıklı haberinde, İran’ın ABD-İngiltere ortak üssü Diego Garcia’ya yönelik saldırı girişimleri ve bu saldırıların sahte bayrak operasyonu olabileceği öne sürüldü. Yaklaşık 4 bin kilometrelik menzile sahip bu saldırılar, İran’ın vurucu gücünün tahmin edilenden daha geniş olduğunu gösteriyor.
Öte yandan İran, ilk kez orta menzilli “Hac Kasım” balistik füzesini sahada test etti. Yaklaşık yarım tonluk savaş başlığı taşıyan bu füze, Hürremşehr-4 gibi daha gelişmiş modellerle birlikte güncel saldırılarda kullanıldı. İran yetkilileri, askeri kayıplara rağmen yeni sistemleri devreye aldıklarını ve daha fazla teknolojiyi sahaya sürerken, gelişmiş silahlarını ileriki aşamalarda kullanmayı planladıklarını belirtti.
Analistlere göre İran, düşük yoğunluklu yıpratma savaşını sürdürerek İsrail ve ABD’yi yıpratırken, gelişmiş silahlarını saklamaya devam ediyor. İran’ın kapsamlı stratejisi, savaş sırasında tüm kartlarını henüz ortaya koymamayı hedefliyor. İsrail basını ise, Hürmüz Boğazı’ndaki seyir füzeleri ve gelişmiş İHA’larla ilgili önemli tehditlere dikkat çekiyor. Özellikle gemisavar versiyonların, bölgedeki deniz trafiği açısından büyük endişe doğurduğu belirtiliyor.
İran’ın insansız hava araçları kapasitesinin de tam anlamıyla kullanılmadığı uzmanlar tarafından vurgulanıyor. “Şahid-136” kamikaze İHA’ların yanı sıra, hız ve gelişmişlik açısından öne çıkan “Şahid-238” modelleri envanterde yer alıyor. 2024 yılında sızdırılan bilgiler, bu sistemlerin henüz aktif olmadığını gösteriyor. Ayrıca, bölgedeki müttefiklerinin savaşa katılması ve Husilerin müdahale sinyalleri ise bölgesel dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor.
Husilerin olası katılımıyla, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı’nda deniz saldırıları riskleri artabilir. Ancak uzmanlar, bölgesel iç dinamikler ve dengeler nedeniyle Husilerin bu aşamada aktif katılımda bulunmayabileceğini düşünüyor. Ayrıca, İran’ın ‘uyuyan hücreleri’ konusunda da endişeler bulunuyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nde İran-Hizbullah bağlantılı hücrelerin ortaya çıkması, ABD ve İsrail’e yeni tehditler oluşturabilir.
Bölgedeki gelişmeler, Orta Doğu’da savaşın uzaması ve bölgesel istikrarsızlık açısından kritik önem taşıyor. İran’ın gizli silahları ve bölgesel stratejileri üzerine analizler sürerken, hem askeri hem de siyasi hamleler yakından takip ediliyor.