İran'da yaşanan protestolar ve iç karışıklıklar bölgesel güvenlik açısından büyük bir risk taşımaktadır.Uzmanlar, ekonomik krizler, etnik gerilimler ve siyasi çekişmelerin perde arkasında yatan nedenleri detaylandırıyor. İran'ın para birimi rekor seviyede değer kaybederken enflasyon yüzde 53,4'e ulaşmış ve halk ekonomik sıkıntılardan dolayı büyük öfke içinde. Bu durum, yıllardır devam eden iç protestoların fitilini ateşliyor. İran'daki halk hareketlerinin kısa süreli olmaması ve uzun soluklu olması, ülke yönetimini ve bölgeyi etkileyen farklı parametreler barındırıyor.
Özellikle ayaklanmaların başlangıcında mollalar ve çarşıların önemli bir rol oynadığını belirten uzmanlar, halkın silahlanmaya doğru gittiğine dikkat çekiyor. İran içindeki bölünmeler, etnik ve dini farklılıklar nedeniyle zaten zayıf olan devlet birliğini tehdit ediyor. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun baskın operasyonlarıyla gündeme gelen dış müdahale olasılığı, İran iç dinamiklerini daha da karmaşık hale getiriyor. İran liderlerinin hedef alınma korkuları ve halkın dini liderlere karşı olan güvensizliği, bölgede yeni ve büyük bir dengenin oluşabileceğine işaret ediyor.
Uzmanlar, Türkiye ve Türk dünyası açısından ise bu gelişmelerin bir fırsat veya tehlike oluşturabileceğini söylüyor. İran'ın önündeki en büyük seçenek, bütünlüğünü koruyacak ve demokratikleşecek bir yönetimle etnik ve siyasi kırılmaları hafifletmek. Özellikle İran nüfusunun yüzde 52'sini Türklerin oluşturması, bölgedeki olası bir bölünmeye karşı önemli bir güvence. Türk yönetiminin İran'ın geleceğinde stratejik bir rol oynayabileceği ve bölgeyi istikrara kavuşturacak adımların atılabileceği üzerinde duruluyor.