İran ve Rusya arasındaki gizli anlaşma, bölgede dengeleri altüst edebilecek boyutta bir adım olarak görülüyor.İngiliz Financial Times’ın ulaştığı belgeler ve kaynaklar, yaklaşık 589 milyon dolar değerinde olan anlaşmanın, İran’a 500 ‘Verba’ tipi taşınabilir hava savunma fırlatıcı ve 2.500 ‘9M336’ füzesi sağlayacağını ortaya koydu. Teslimatlar, 2027-2029 yılları arasında üç aşamada gerçekleştirilecek. Anlaşma, İran’ın resmi talebi ile Rusya’nın devlet silah ihracat şirketi Rosoboronexport aracılığıyla imzalandı. İran, bu sistemleri geçen yılın temmuz ayında resmi olarak talep etmişti.
ABD’nin İran’a yaptığı saldırıların İran’ın nükleer kapasitesini tamamen ortadan kaldırmadığı, istihbarat raporlarıyla ortaya kondu. Geçen yıl Haziran ayında ABD, üç ana nükleer tesisi hedef almış, Trump ise bu tesislerin tamamen imha edildiğini iddia etmişti. İran ise karşılık vererek, kayıplarını telafi etti ve eski seviyesinden daha güçlü bir şekilde faaliyetlerine devam ettiğini belirtiyor. Bu gelişmeler, bölgesel ve küresel güç dengelerinde yeni bir dinamiği beraberinde getiriyor.
Özellikle, İran ile Rusya arasındaki iş birliği fiili olarak devam ediyor. İş birliği, karşılıklı savunma maddesi içermese de, ortak tatbikatlar ve deniz kuvvetleri arasında ortak hareketler bölgesel tansiyonu yükseltiyor. Bu durum, İran’ın bölgedeki nüfuzunu güçlendirirken, bölgesel ve küresel güçlerin oyunu da karmaşık hale getiriyor.
Diplomatik anlamda ise ABD ve İran, Cenevre’de nükleer programı görüşmek üzere buluşuyor. Trump, bu görüşmeler öncesinde, “Çok kötü şeyler olacak” diyerek diplomasiyi zorlayan bir mesaj verdi. İran ise, ekonomik yaptırımların kaldırılması ve barışçıl nükleer zenginleştirme hakkının tanınması karşılığında bazı esneklikler gösterebileceğini belirtiyor. Uzmanlar, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin nükleer bomba yapımına yakın olduğunu ve sadece bir hafta kadar uzaklıkta olduğunu söylüyor. İran ise müzakerelere açık olduğunu ve barışçıl kullanım hakkını savunmaya devam ediyor.
Tahran hükümeti, bölgesel nüfuzunu korurken, ABD saldırı olasılığına karşı hazırlıklarını sürdürüyor. Balistik füzelerin sınır bölgelerine yerleştirilmesi ve stratejik tatbikatlar, Hürmüz Boğazı’nın geçici kapatılmasına kadar uzandı. İran’ın dini lideri Ali Hamaney, olası bir saldırıya karşı acil eylem planları hazırlatırken, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de, “ABD saldırırsa kendimizi savunmak hakkımız var” diyerek durumu netleştiriyor. Bu gelişmeler, bölgedeki güç mücadelesinin ne kadar kritik aşamada olduğunu gösteriyor.
İran ve bölgedeki diğer ülkelerin tüm hazırlıklarına rağmen, uluslararası toplumun diplomasi yoluyla çözüm arayışları devam ediyor. Bölgede tansiyon yükselirken, gelişmelerin bölgesel çatışmalara dönüşüp dönüşmeyeceği yakından takip ediliyor.