İran saldırılarının ardından yaşanan gelişmeler, bölgedeki güç dengesini sarsmaya devam ediyor.ABD ve İsrail’in başlatılan saldırılar sonrası hedefleri ve stratejileri çatışmaya dönüştü. Trump, İran vatandaşlarına hükümeti devirmeleri çağrısında bulunurken, Netanyahu da rejimi değiştirmeye yönelik açıklamalar yaptı. Çatışmaların ilk üç haftasında hem askeri hem de ekonomik etkiler dünyayı korkutuyor.
Washington ve Tel Aviv arasındaki fikir ayrılıkları, yaşanan son olaylarda kendini gösterdi. ABD, yapılan saldırıların ülkesinin bilgisi dışında gerçekleştiğini ve katkısı olmadığını savundu. Ancak Washington Post’a göre, yüksek düzeyli ABD yetkilileri, ülkelerinin saldırıya dahil olduğunu ve İsrail’in önceden bilgilendirildiğini açıkladı. Ekonomik etkiler korkutucu boyutlara ulaşırken, İran’ın Dimona ve Arad şehirlerine yönelik füze saldırıları Cam kaybı ve yaralanmalara neden oldu.
İsrail’in Güney Pars Doğalgaz Sahası’na yönelik saldırıları, Washington ile Tel Aviv arasındaki görüş ayrılıklarını gözler önüne serdi. Beyaz Saray, İran’a yönelik saldırıların temel hedeflerinin balistik füze programı, donanma ve nükleer silahlanma olduğunu belirtmişti. Ancak, İsrail’in petrol ve enerji altyapısına saldırıları, ABD-İsrail ittifakında ciddi çatlaklar oluşturdu. Bir ABD yetkilisi, açıklamasında, “İsrail rejim değiştirme için yıkıcı kampanya yürütüyor, bu bizim amacımız değil” ifadelerini kullandı.
ABD, olası İran kara harekâtı için hâlâ planlar yapıyor. Pentagon, Hürmüz Boğazı’ndaki çıkarma planları kapsamında 11. Deniz Piyade Sefer Birliği’ni Orta Doğu’ya sevk etti. Uzmanlar, Hargad Dası’nın işgali için 800-1000 askerlik kuvvet gerekebileceğini tahmin ediyor. Ayrıca, nükleer tesislere yapılacak operasyonların çok daha karmaşık ve riskli olacağı uzmanlar tarafından öngörülüyor. İran iç kesimlerindeki bu tesislerin doğal arazi koruması olmaması ve genişliği nedeniyle, operasyonlar ciddi hazırlık ve büyük kuvvetler gerektirecek.