İran'da büyük çaplı protestolar ve ABD'nin olası müdahale planları bölgede çok kritik bir dönemde ilerliyor. 28 Aralık’tan beri devam eden ve rejim karşıtı en geniş katılımlı gösterilere dönüşen olaylar, binlerce kişinin sokaklara dökülmesiyle devam ediyor. Ülkede 2.500'den fazla kişinin hayatını kaybettiği belirtilirken, bölgedeki istikrar ve uluslararası ilişkiler yeni bir sınava daha tanıklık ediyor. Washington’un adım adım yapacağı müdahale planları, tüm gözlerin bu konuda yoğunlaşmasına neden oldu.
ABD yönetiminde, İran’a yapılacak olası müdahale konusunda karar süreci devam ederken, Beyaz Saray yakın kaynaklar, Washington’un şu anki önceliğinin sadece ‘nasıl değil, neden müdahale edileceği’ olduğunu söylüyor. Masadaki seçenekler arasında İran'daki hükümeti devirmek, rejimi baskı aygıtı üzerinden zayıflatmak veya nükleer programını geri çevirmek gibi planlar bulunuyor, ancak hangi stratejinin hâlâ netleştirilmediği belirtiliyor.
Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı son açıklamada İran’daki şiddetin durduğunu ve 26 yaşındaki Efran Soltani’nin idam edilmekten vazgeçildiğini belirtti. Ancak, askeri seçeneği tamamen dışlamadığını ve durumu izlemeye devam edeceğini ifade etti. Bu açıklamalar uluslararası kamuoyunda ‘Trump’ın parmağı hâlâ tetikte’ yorumlarına yol açarken, ABD’nin harekât kararı alıp almayacağı belirsizliğini koruyor.
ABD’nin geri dönüşü olmayan bir karar öncesinde son hamlelerini yaptığı ve önümüzdeki 24 saat içinde bölgeye olası bir askeri müdahale planı yapılabileceği iddiaları güç kazanıyor. Askeri hazırlıklar ve bölgedeki hareketlilik, Washington’un müdahale tercihini netleştirmeye çalıştığını gösteriyor. Ayrıca, bir uçak gemisi filosunun Güney Çin Denizi’nden Orta Doğu’ya kaydırılması, operasyonel hazırlıkların hız kazandığını ortaya koyuyor.
Trump, 14 Ocak tarihli bir röportajda İran’daki mevcut rejimin çökebileceği görüşünü yineledi ve eski İran Şahı Rıza Pehlevi’ye ilişkin olumlu ifadeler kullandı. Ancak, net bir destek mesajı vermekten kaçındı ve Washington’un beklentilerini yineledi. Bu politikada, zaman kazanmak için saldırıdan çok politik ve askeri hamlelerin planlandığı anlaşılıyor.
Tahran bölgedeki sert tutumunu sürdürüyor. İran Devrim Muhafızları, ABD ve İsrail’in olası bir saldırısına karşı kararlılıkla karşılık vereceklerini duyurdu ve ülkedeki üsleri işaret etti. İran yönetimi, ülke içindeki hareketin arkasında ABD ve İsrail’in olduğunu iddia ederken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, kontrolün tamamen sağlandığını ve kısa vadede infazların yapılmayacağını açıkladı. Uluslararası gündemde ise İran krizini görüşmek üzere BM Güvenlik Konseyi toplantısı yapılacak.
Gerilimin tırmanmasıyla birlikte İran hava sahası yaklaşık beş saat süreyle kapandı. Birçok ülke ve Batılı devletler, vatandaşlarına bölgeden derhal ayrılmaları yönünde uyarılar yaparken, ABD ve müttefikleri bölgeden çıkan vatandaşlara destek sağlıyor. Katar’daki ABD üssünde artan hareketlilik, bölgedeki tansiyonun yükseldiğine işaret ediyor. Bölge ülkeleri, bölgedeki riskleri azaltmak adına çeşitli adımlar atmaya devam ediyor.