İran tarihinin en dramatik aşk hikayelerinden biri, Süreyya Esfendiyari ile Rıza Pehlevi’nin yaşamlarını ve yaşadıkları derin acıları anlatıyor. İran’da doğmuş, Avrupa’da yetişmiş Süreyya ile İran’ın eski Şahı Rıza Pehlevi’nin yaşadığı trajik ilişkiler, siyasi ve kişisel dramlara sahne oldu. Süreyya’nın çocuk sahibi olamaması ve tahta erkek vâris verememesi, yedi yıl süren ayrılığın temel nedenlerinden biri oldu. 1958 yılında ağlayarak boşandıklarını açıklayan çiftin hikayesi, aşkların nasıl acı bir sona erdiğini gözler önüne seriyor. Süreyya'nın Avrupa’da geçirdiği yıllar ve sonrasında yaşanan kayıplar, bu hikayeye duygusal bir boyut kazandırıyor.
Şah Rıza Pehlevi, 1959’da Farah Diba ile evlenmiş, dört çocuk sahibi olmuştu. Ancak 1979 devrimiyle tahttan indirilen Pehlevi ailesi, trajik olaylarla dolu hayatlar yaşadı. 2001’de Leyla ve 2011’de küçük oğulları Ali Rıza’nın ölümü ve diğer çocukların yaşadıkları, ailenin acılı geçmişini ortaya koyuyor. Günümüzde İran’ın yeniden karışmasıyla, Rıza Pehlevi’nin tahta dönme hayalleri yeniden canlanırken, ailesi hala geçmişin anılarıyla yaşamaya devam ediyor.
Süreyya ve Rıza Pehlevi’nin aşkı, gençlikte yaşanan büyük tutku ve sonrasında gelen acılarla şekillendi. 1980 yılında Mısır’da pankreas kanseriyle mücadele ederken Süreyya’ya son kez görüşme fırsatı doğdu. Ancak Pehlevi, ölümünden kısa süre önce Süreyya’ya “Bekliyorum” dese de, o, ölüm haberini alınca yıkıldı. Süreyya, 2001 yılında Paris’te vefat etti ve bundan sonra da aşkları, ayrılıklara rağmen devam etti. Bu eşsiz aşk hikayesi, tarih boyunca insanların kalbinde yaşamaya devam edecek; sevgi, acı ve fedakarlığın en güzel örneği olarak gösteriliyor.