İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran’ın nükleer hakları ve bölgedeki askeri baskılar konusundaki kararlılığını vurguladı. İran’ın başkent Tahran’daki Siyasi ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nde yapılan İran Dış Politikası ve Dış İlişkiler Tarihi Kongresi’nde konuşan Arakçi, ülkenin nükleer programı ve uranyum zenginleştirme hakkına ilişkin ciddi açıklamalarda bulundu. İran’ın bu alanda büyük bedeller ödediğini belirten Arakçi, zenginleştirmenin sadece ihtiyaçlar ve gelecekteki enerji hedefleri için zorunlu olduğunu vurguladı. İran, kimseye neye sahip olup olmayacağını dikte ettiremeyeceğini dile getirdi ve zenginleştirme hakkının kendilerine ait olduğunu sözlerine ekledi.
Arakçi, uzun yıllardır kendilerine zenginleştirme yapma hakkını reddedenlerin gerekçelerini eleştirerek, “Gerekeni yapmaya hazırız. Güven sorunlarını giderme ve diyalog kurma konusunda da samimiyiz. Kimse sadece kendi isteğiyle bize ‘buna sahip olmamalısın’ diyemez,” dedi. İran’ın kendi potansiyel ve iradesiyle hareket ettiğine vurgu yaptı ve bu hakların resmi ve garantili olduğunu belirtti.
12 günlük savaşta gösterilen direnişin büyük bedellerle kazanıldığını hatırlatan Arakçi, “Direnmeseydik, ülke çok daha ağır bedeller öderdi. 12 günlük savaşta halkımızın teslim olmadığı ve direnişin gücünü ortaya koyduğu açıkça görüldü. Savaşın son günlerinde teslimiyet çağrılarına rağmen, direnç devam etti,” dedi. Ayrıca, bölgede askeri konuşlanma ve tehditlerin kendilerini korkutmadığını ifade etti. “Diplomasi ve savaş insanlarıyız. Savaş peşinde değil, direniş ve diplomasiyi tercih ediyoruz,” diye ekledi.
Arakçi, İran’ın barışçıl nükleer programı konusunda uluslararası toplumun tüm sorularını cevaplamaya hazır olduklarını belirtti. “Güvenlik ve haklarımızın inkâr edilmesine izin vermeyiz. Müzakerelerle ve diyalog yoluyla çözüm arıyoruz,” diyerek, sadece diplomasinin çözüm yolu olduğunu yineledi. İran’ın hakkını resmi ve doğal olarak kabul ettiklerini ve bu hakkın kullanılmasını istediklerini sözlerine ekledi.
Son olarak, İran’ın gücünün temelinin zorbalığa ve baskıya karşı direnç olduğunu belirten Arakçi, nükleer silah peşinde olmadıklarını, ancak dile getirilen güç kullanma stratejilerine karşı durabilecek güçte olduklarını vurguladı. Uluslararası düzenin yeni anlayışını eleştiren Arakçi, güç kullanarak dayatma ve zorlama politikalarının geçtiğimiz yıllarda artış gösterdiğine dikkat çekti. Güçlü olmanın zorunlu olduğunu ve direncin en büyük güç kaynağı olduğunu dile getirdi.