İran'daki ekonomik kriz ve hayat pahalılığı halkın tepkisini büyütüyor. İran’da yüksek enflasyon ve yaşam maliyetleri nedeniyle başlayan protestolar ülke geneline yayıldı. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) tarafından yapılan açıklamada, 27 eyalette 257 noktada devam eden gösterilerde en az 35 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Bu rakamlar arasında protestocuların yanı sıra çocuklar ve İranlı güvenlik güçleri de bulunuyor.
Protestoların başlangıcından bu yana bin 200’den fazla kişinin gözaltına alındığı ve olaylar sırasında 250 polis ile İran Devrim Muhafızları'na bağlı milislerin 45 kişinin yaralandığı açıklandı. Ekonomik krizin derinleşmesiyle birlikte başkent Tahran’da hayat pahalılığına karşı tepkiler büyürken, bölgedeki siyasi gelişmeler de tansiyonu yükseltiyor.
İran riyalinin dolar karşısında 140 bin bandını aşmasıyla birlikte halk, temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışları ve alım gücünün düşmesi nedeniyle mağduriyet yaşıyor. Özellikle Haziran ayında İsrail ile yaşanan 12 gün süren savaş sonrası ekonomik şartlar iyice zorlaştı. 28 Aralık’ta Tahran’daki Alaeddin ve Çaharsu pasajlarının yanı sıra Büyük Pazar'da çok sayıda esnaf kepenk kapatırken, vatandaşlar Valim Asr, Cumhurî ve İnkılap caddelerinde yürüyüşler düzenledi. Bu gösteriler, hızla ülke geneline yayıldı ve geniş bir halk hareketine dönüştü.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki gelişmeler üzerine müdahale sinyali verdi. Trump, “Eğer İran, barışçıl göstericileri vurmayı sürdürürse, ABD onların yardımına koşacaktır.” dedi. İran Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani ise, Trump’ın açıklamalarına sert tepki göstererek, “ABD’nin bu iç meseleye müdahalesi, bölgedeki çıkarların yok olmasına eşdeğerdir.” ifadesini kullandı. İngiliz medyası ise, İran’daki protestoların arka planında olası bir kaçış planı olduğunu iddia etti.
İstihbarat kaynaklarına göre, Ayetullah Ali Hamaney, protestoların güvenlik güçleri tarafından kontrol altına alınamaması halinde ailesi ve yakın çevresiyle birlikte Tahran’dan kaçmak üzere bir ‘B Planı’ hazırladı. Hamaney’in, Beşar Esad’ın Moskova’ya kaçışını taklit ettiği ve olası güzergah olarak Rusya’yı düşündüğü belirtiliyor. Uluslararası basın, bu olası senaryonun bölgede ciddi endişelere yol açtığını ve İsrail ile ABD’nin dikkatle izlediği bir gelişme olduğunu rapor ediyor.