Didem SEYMEN – Kanser olmak istemiyoruz ama dünyada HPV’nin neden olduğu kanserden koruyacak aşıyı da olmak istemiyoruz. Bunun tek nedeni, kulaktan kulağa yayılan şehir efsaneleri… 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle Acıbadem Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum- Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mete Güngör’den HPV aşısı ve rahim ağzı kanseri koruyucu etkileri hakkında bilgi aldık.
HPV aşısı, dünya genelinde rahim ağzı kanserinden koruyan en etkili yöntemdir. Yaklaşık 200 farklı tipte virüs bulunan HPV’nin yüksek riskli türlerine karşı geliştirilmiştir. Günümüzde 9 HPV tipine karşı koruyucu olan bu aşılar, %90’dan fazla koruma sağlar ve genç yaşta uygulandığında etkinliği oldukça yüksektir. Aşılar, gerçek virüs taşımadan; içi boş kabuk biçimindedir ve böylece enfeksiyon riski taşımadan bağışıklık sağlar.
HPV’nin tüm tiplerine karşı koruma sağlayan aşılar henüz mümkün olmasa da, yüksek riskli tipleri hedefler. Dolayısıyla aşı sayesinde rahim ağzı kanseri ve virüse bağlı siğil gibi sorunlardan büyük ölçüde korunmuşturlar. Ayrıca, daha önce HPV enfeksiyonu geçirmiş kişilerin de aşı olmaları tavsiye edilir, çünkü yeni tip enfeksiyon ve kansere yol açabilecek durumlar gözlemlenebilir. Unutmayın, Pap smear ve HPV DNA testleri de hastalığın erken teşhisi için önemlidir.
İlginç olan ise; aşılar sadece kız çocuklarına değil, erkek çocuklarına da uygulanmalıdır. Erkekler virüsü kişilerarası bulaştırabilir ve kendileri kansere yakalanabilir. Bu nedenle, çocuklukta yapılan 2 doza (9-14 yaş) veya yetişkinlikte alınan 3 doza ile hem hastalıktan korunabilir hem de bulaşma oranı düşürülebilir. Aşıların güvenliği ise oldukça yüksek olup, infertiliteye yol açmadığı bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.
Dünya Sağlık Örgütü’nin hedefi 2030 yılına kadar 15 yaşındaki tüm kız çocuklarının %90'ına HPV aşısını ulaştırmaktır. Bu kapsamda 147’den fazla ülke aşıyı ulusal takvimlerine eklerken, Avustralya, İngiltere ve Kanada gibi ülkeler öncülük ediyor. Gelecekte rahim ağzı kanseri vakalarının büyük ölçüde azalması ve tamamen yok olması öngörülüyor. Bu konuda doğru bilgilendirilmeye ve aşılama programlarına destek vermek, hem bireysel hem de toplumsal sağlığımız açısından büyük önem taşıyor.