Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla ortaya çıkan enerji krizi, dünya ülkelerini yeni risklerle karşı karşıya getiriyor. İsrail merkezli Maariv gazetesi, bu gelişmeyi “Trump'ın baskısı bir canavar doğurdu” başlığıyla ele alırken, Çin’in uzun süredir enerji krizine karşı önlemler aldığını ortaya koydu. Pekin, enerji konusunda kendi kendine yeter hale gelmek için büyük yatırımlar yaptı ve ülke genelinde enerji bağımsızlığını güçlendirdi. New York Times’a göre Çin, son yıllarda ciddi petrol stokları biriktirmenin yanı sıra güneş, rüzgar ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına da yatırımlarını artırdı. Bu hamleler, ülkede benzin ve dizel talebinin azalmasına neden oldu.
İronik bir şekilde, Çin’in enerji bağımsızlığına giden yolda en büyük itici gücün Washington’dan geldiği öne sürüldü. Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde uygulanan ticaret savaşları ve teknoloji rekabeti, Pekin’de alarm çanlarını çaldı. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping liderliğinde, ülke tedarik zincirlerini yerli kaynaklara yönlendirme ve kendi kendine yeter stratejisini hızlandırdı. Özellikle kömür kullanımı, ülkenin enerji ihtiyacını karşılamada kritik rol oynuyor. Çin, 2025’e kadar kimya ve enerji üretiminde ABD’yi geride bırakmayı hedefliyor.
Uzmanlar, petrol ve gaz fiyatlarındaki küresel artışa rağmen Çin’in bu konuda dayanıklılık geliştirdiğine işaret ediyor. Özellikle gübre ve petrokimya üretiminde kömür bazlı enerji kullanımı, ülkede fiyat istikrarı sağladı. Bu gelişmeler, küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalara rağmen Çin’in ekonomisini koruyan önemli faktörler olarak öne çıkıyor. Detaylar ve güncel gelişmeler sitemizde.