Yunanistan, Türkiye’nin 31 Aralık 2027’ye kadar geçerli NAVTEX’lerini 'olağan dışı uzun' süreli ilan ederek bölgedeki deniz çekişmesine yeni bir boyut kazandırdı.
Atina, söz konusu NAVTEX’leri, Türkiye’nin Ege’deki temel pozisyonlarını güçlü şekilde sürdürmesinin açık bir göstergesi olarak görüyor ve bu durumlardan ciddi rahatsızlık duyuyor. Yunan medyası, uzun süreli ilanların Türkiye’nin Ege’de statüko algısını kalıcı hale getirme amacını taşıdığını iddia ediyor.
Gazetede yer alan analizlerde, Türkiye’nin Ege’nin yaklaşık yarısında yetki sahibi olduğu ve 23 Yunan adasının askerden arındırılmış statüde bulunduğu tezlerini tüm NATO üyesi devletlere anlattığı vurgulanıyor. Yayımlanan NAVTEX’lerde, Doğu Ege’deki bu adaların uluslararası anlaşmalara uygun şekilde askerden arındırılması gerektiği tekrar hatırlatıldı.
Yunan kaynaklar, Ankara’nın iki yıl geçerli NAVTEX’lerle yeni bir meydan okuma stratejisi belirlediğini ve bölgedeki Türk egemenliği iddiasını güçlendirmeye çalıştığını belirtiyor. Türkiye’nin Ege’deki bu tutumu, sadece ikili ilişkilerde değil, NATO gibi uluslararası platformlarda da gündemde tutuluyor. Ayrıca, Ankara’nın bu NAVTEX’leri ilgili NATO kurumlarına ilettiği bilgisi paylaşılıyor.
Yorumcular, Türkiye’nin NATO içindeki stratejik ağırlığının arttığını ve bu durumun Yunanistan’ı diplomatik anlamda zorladığını belirtiyor. Türk Hidrografi ve Oşinografi Dairesi’nin yayımladığı NAVTEX’te, Rodos, Midilli, Sakız ve İstanköy gibi 23 adanın sürekli askerden arındırılmış statüde olduğu detaylı şekilde sıralanıyor.
Yunan basını, Türkiye’nin bu adımlarla bölgedeki sert duruşunu sürdürdüğünü ve diplomatik araçlarını çeşitlendirdiğini kabul ediyor. NAVTEX’lerin, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısı öncesinde yayımlanması, Ankara’nın müzakere masasında güçlü bir konuma sahip olma isteğini yansıtıyor. Her iki taraf da, Ege’deki deniz yetki alanları ve adaların hukuki statüsünü uluslararası hukuka uygun şekilde savunmaya devam ediyor, ancak Türkiye’nin kalıcı çözüm arayışında ısrarcı olduğu görülüyor.