Medyum Craig Hamilton-Parker, dünya için yeni ve karanlık bir gelecek çiziyor. Kendisine “Yeni Nostradamus” diyen Hamilton-Parker, Covid-19 salgını önceden bildiğini iddia ederek, küresel krizlere ilişkin tahminlerini paylaştı. Son videolarında 2026 ve sonrası için çekici ve ürpertici öngörülerde bulunan kahin, Hindistan kökenli Nadi astroloji sistemine dayandırdığı kehanetleriyle dikkat çekiyor. Ülkeler, siyasi hareketler ve doğal afetler konusunda ileri sürdüğü öngörüler, önümüzdeki yıllarda dünya genelinde ciddi sarsıntıların yaşanacağına işaret ediyor.
En dikkat çekici iddiası ise, ABD Başkanı Donald Trump’ın görev süresinin üçüncü bir dönem uzayacağı yönünde. Hamilton-Parker’a göre, yaklaşan bir büyük felaket seçimleri olumsuz etkileyebilir ve bu nedenle Trump’ın görevi olağanüstü koşullar nedeniyle uzatılabilir. Ayrıca krizlerin Tayvan merkezli yeni bir savaşla bağlantılı olabileceğini öne sürüyor. 2028’de ise Dünya ve Ay arasında geçebilecek bir meteorun büyük yıkıma yol açabileceği tahmin ediliyor; yangın, deprem ve tsunami gibi felaketleri tetikleyebilir. Kahin, özellikle ABD üzerinde böyle bir tehdit olursa, yıkıcı sonuçların kaçınılmaz olabileceğine inanıyor.
Hamilton-Parker, Trump sonrası liderlik konusunda ise, ailesi ve Vance’in etkili olmaya devam edeceğini ancak yeni liderin güç ve para yerine karakter ve maneviyata önem veren biri olacağını söylüyor. Avrupa’da ise, dünya dışı varlıklara ait fiziksel kanıtların açıklanacağı ve bunun büyük bir bilgi manipülasyonuna zemin hazırlayacağı öngörüsü oldukça dikkat çekiyor. UFO konusunun gündemi sarsacağı, ancak aynı zamanda bu gelişmelerin manipüle edilerek kamuoyu dikkatlerinin başka yöne çekileceği tahmin ediliyor. Diğer yandan, spiritüel yorumcu Vinita Dubey Pande, 2028 ve 2029 yıllarını özellikle gergin ve savaş ortamıyla hatırlayacaklarını, İran, İsrail ve ABD arasında gerginliklerin artabileceğini belirtiyor. Ayrıca, bu dönemlerde Tayvan’da tsunami ve Japonya’da doğal afetler yaşanabilir, ancak yıkıcı etkiler beklenmiyor.
Uzmanlar ise bu öngörülerin bilimsel temellere dayanmadığını ve sadece kehanet olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor. Sosyal medyada hızla yayılan bu tahminler, özellikle kriz dönemlerinde önemli bir kafa karışıklığı yaratabiliyor. Her ne kadar zaman zaman güvenilir görülen bazı kehanetler olsa da, bilimsel gerçeklik seviyelerinin çok altında kalıyorlar.