Yüzlerce yıldır süregelen nükleer anlaşmazlıklar ve karşılıklı güvensizlik, bugün yeni bir döneme öncülük ediyor. ABD ve Rusya arasındaki uzun süredir devam eden Yeni START (Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması), 2010 yılında yürürlüğe girdi ve stratejik nükleer silahların sınırlandırılmasında önemli bir adım olmuştu. Ancak, 5 Şubat tarihi itibarıyla bu anlaşma resmen sona erdi ve taraflar, kısıtlamalar olmadan silah stoklarını artırmaya başladı.
Uzmanlar, anlaşmanın sona ermesinin küresel güvenlik açısından ciddi riskler taşıdığını söylüyor. Bu gelişmeyle birlikte, nükleer bombardıman uçakları ve fırlatıcılar üzerindeki kontrollerin kalkması, güvenlik açığını derinleştirdi. Anlaşmanın sona ermesinin ardından, dünya genelinde kıyamet saatine yakınlaşma ve savaş hibrit tehditlerin artması gibi riskler gündeme geldi.
Geçmişte, ABD ve Rusya’nın toplam nükleer silah stoku binlerce başlık seviyesinde. Şimdi, bu iki güç, herhangi bir sınır olmadan yeni silahlanma yarışına girebilir ve yanlış hesaplamalar, krizler veya kazalar sonucunda felaket kapıyı çalabilir. Uluslararası toplum, bu durumun yaratacağı tehlikenin farkında ve yeni anlaşma girişimleri için çağrılar devam ediyor. Ancak, jeopolitik şartlar ve Çin’in yükselen nükleer kapasitesi, bu karmaşık ortamda yeni adımların atılmasını zorlaştırıyor.