Doğu Akdeniz’de Türk gücüne karşı yeni bir stratejik eksen oluşuyor. Yunanistan merkezli Parapolitika, bölgedeki artan askeri ve diplomatik temasların ve iş birliklerinin Türkiye’ye karşı bölgesel dengeyi değiştirmeyi amaçladığını iddia etti. Haberde, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasındaki gelişmelerin bölgedeki caydırıcı yapıyı güçlendirmeye yönelik olduğu öne sürüldü.
Analizdeki en dikkat çekici noktalardan biri, İsrail’in bölgedeki rolünün sadece diplomatik değil, aynı zamanda askeri ve teknolojik açıdan da güçlendiğine işaret edilmesi. İsrail ile güvenlik alanında kurulan ilişkilerin, bölgedeki Türk gücüne karşı bir panzehir olarak tanımlandığı belirtildi. Ayrıca, bölgedeki güvenlik mimarisinde İsrail’in belirleyici bir konuma sahip olduğu vurgulandı.
Haberde, müttefik tercihlerinde de önemli bir fark olduğu ifade edildi. İsrail ile güvenlik ilişkilerinin Fransa’ya kıyasla çok daha caydırıcı ve güvenilir görüldüğü, Fransa’ya yönelik yaklaşımın ise sınırlı güven ve diplomatik açıklamalarla sınırlı olduğu anlatıldı. Bu farkın temelinde, İsrail’e daha fazla güven duyulması ve Fransa’dan daha az beklentiler olduğu öne sürüldü.
İsrail Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanı Amihai Chikli’nin açıklamalarına da yer verilen haberde, uzmanlar Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki artan gücüne karşı Yunanistan ve müttefiklerinin acil eyleme geçmesi gerektiğini belirtti. Ankara’nın “Mavi Vatan” doktrini ve deniz yetki alanı üzerindeki politikaları, bölgedeki stratejik tehdit algısını artırıyor.
Analist Konstantinos Lambropoulos, İsrail ile Türkler arasındaki ortaklığın askeri teknoloji, operasyonel kapasite ve siyasi irade açısından büyük bir güç çarpanı olduğunu vurguladı. Lambropoulos, “İsrail, Akdeniz’deki en güçlü müttefikimizdir. Türkler bunu on kez tartacak.” ifadesiyle bölgesel dengeleri özetledi.
Yazıda, bölgedeki bu gelişmelerin doğrudan bir askeri blok oluşumu olmadığı, ancak Türkiye’nin hareket alanını kısıtlamaya yönelik fiili caydırıcılık dengesinin hızlıca oluştuğu belirtildi. Ayrıca, bu yapı zaman zaman dış basında “Şeytan Üçgeni” olarak da adlandırılıyor. Haberde, Ankara’nın tüm süreçleri uluslararası hukuk ve egemenlik hakları temelinde değerlendirdiği vurgulandı.
Son olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Akdeniz’de gelişen olaylara ilişkin yaptığı açıklamalara değinildi. Erdoğan, bölgedeki gerginliklerin ve fitne hamlelerinin farkında olduklarını ve gereken tedbirleri alacaklarını ifade etti. İsrail’in bölgedeki hareketliliği ve gelişmeler, bölge güçlerinin yeni denge arayışlarına işaret ediyor.