Hayatı tehditler ve şiddetle dolu olan kadınlar için mücadele her zaman zorlu ve tehlikelerle doludur. Diyarbakır'da yaşayan Esra Yalınkaya, 2013 yılında evlendikten sonra eşinden fiziksel ve psikolojik şiddet gördü. Boşanma kararı aldıktan sonra bile ölüm tehditleriyle karşı karşıya kalan Yalınkaya, çocuklarını geride bırakıp kadın sığınma evine sığındı. Ardından ailesinin yanına geçerek güvencesini yeniden kazandı ama tehditler bu kez başka şehirlerde devam etti. Manisa'ya yerleşen Yalınkaya, burada da rahat edemedi ve eski eşi tarafından peşini bırakmadı. Şikayette bulunup tutuklanan eski koca, elektronik kelepçeyle serbest bırakılmış olsa da, tehditler devam etti ve kadın artık evden çıkamaz hale geldi. Silah ve ses kayıtlarıyla savcılığa başvuran Yalınkaya, sesini duyurmak istiyor. Çok üzgün ve korku dolu sözlerle anlatıyor: "Halen beni ölümle tehdit ediyorlar. 5 yıldır korku içindeyim, özgürlüğüm yok." Bu durum, kadınların devlet koruması ve bireysel haklar konusunda acil çözüm beklediğini gösteriyor. Esra Yalınkaya’nın hikayesi, şiddete ve tehditlere rağmen hayatta kalma mücadelesiyle dolu ve toplumun bilinçlenmesi için önemli bir uyarıdır.
Kadını yaşadığı korku ve mücadeleyle hatırlatan Yalınkaya, yaşadığı durumu şu sözlerle özetliyor: "Bizi tehdit edenler, benim soyadımı taşıması nedeniyle bana zarar vermek istiyor. Hiçbir özgürlüğüm yok, bir an bile güven içinde değilim. Çocuklarımı geride bıraktım, ama tehditler beni bırakmıyor. Ben ve diğer kadınlar gibi yaşamak istemiyorum." Olaylar, devletin ilgisi ve toplum desteği olmadan kadınların bu tür şiddet ve tehdit ortamlarıyla başa çıkmasının ne kadar zor olduğunu ortaya koyuyor. Bu acı hikayeler, kadınların korunması ve şiddetin önüne geçilmesi konusunda farkındalık yaratıyor. Sonuç olarak, kadınların yaşam haklarının her şeyden önemli olduğunu unutmayalım ve bu tür olayların sona erdirilmesi için çalışmalarımıza hız kazandıralım.