Uluslararası sistemde stratejik düşünmenin önemi büyük, ancak Türkiye ve Avrupa, Ortadoğu'daki mevcut gelişmeler karşısında hazırlıksız. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Viyana Diplomasi Akademisi'nde yaptığı konuşmada dünya ve bölgedeki karmaşık durumu analiz etti. Dünya cephelerde askeri taktiklerin hızla geliştiğine dikkat çekerken, siyasi hedeflerin tutarsız ve uzun vadeli olmayan müdahalelerin artışından endişe duyduğunu belirtti.
Fidan, Orta Doğu'da yaşananların diplomatik dinamikleri yakından yansıttığını ve bu dönem yönetmenin sorumluluğunun diplomatlara düştüğünü vurguladı. Diplomatik misyonların sayısındaki artış ve Türkiye'nin dünya genelinde artan varlığına değinen Fidan, 2002'de 163 olan misyonların günümüzde 264'e yükseldiğini hatırlattı. Bu, Türkiye'nin küresel diplomasideki güç ve etkisinin gözler önüne serdiği bir gelişme.
Türkiye'nin uluslararası sistemde arabulucu rolünü üstlenmesi gerektiğine de değinen Fidan, çatışmaların her an aktif biçimde diplomasiyle çözülmesi gerektiğine dikkat çekti. Avrupa'da devam eden savaşın normal kabul edilmesinin tehlike arz ettiğini belirten Fidan, Ukrayna ve Rusya'nın İstanbul'da yaptığı görüşmelerden da bahsederek, adil ve kalıcı barışın sağlanmasını üç kıtadaki istikrar için temel şart olarak nitelendirdi. Savaşın kıtadaki güvenliği tehlikeye soktuğunu ve barışın sağlanması gerektiği konusunda herkesin hemfikir olduğunu sözlerine ekledi.
NATO Zirvesi ve Avrupa Güvenlik Mimarisine de değinen Fidan, son savaşın ardından kurulacak güvenlik yapısının Avrupa'nın gelecekteki güvencesi olacağını ifade etti. Türkiye'nin NATO'daki 70 yılı aşkın tarihinde, Ankara'da yapılacak zirvenin birliği yeniden teyit edeceği görüşünde. Avrupa'nın AB'den büyük olduğunu belirten Fidan, AB girişimlerinin NATO ve müttefiklerle dikkatli ve koordine edilerek yürütülmesi gerektiğini vurguladı. AB'nin güvenlik alanındaki çalışmalarının çeşitli riskler barındırdığına da dikkat çekti.
Orta Doğu’da artan gerilime de değinen Fidan, İsrail’in yayılmacı politikalarının küresel güvenliği tehdit ettiğini vurguladı. Bozulan enerji piyasaları, savaşlar ve göç tehdidi bölgesel sıçramaların ötesine geçti. Özellikle Suriye'nin bölgesel bir istikrar örneği olduğunu ve bölgenin uzun vadeli iç barış ve kalkınma için önemli adımlar attığını belirtti. Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmanın, enerji ve ticaret projelerine yeniden aciliyet kazandırdığına övgüyle değindi. Ayrıca, İran ve ABD arasındaki müzakerelerin kritik aşamada olduğunu, Türkiye’nin taraflar arasında paralel diplomasi kanallarıyla ortamı desteklediğini söyledi. Uzlaşı ve ateşkes çağrısında bulunan Fidan, küresel sorunların çözümünde sabırlı olunması gerektiğine işaret etti.
Fidan, uluslararası sistemin şekillenmesinde bölgesel sahiplenme ve bölge ülkelerinin egemenliklerine saygı duyulmasının önemine vurgu yaptı. Bölgesel anlaşmalara ve ortaklıklara ilişkin, ekonomik işbirliğinin temel taşını toprak ve egemenlik ilkelerine dayandırmanın, savaşların devamını önlemede anahtar olacağını belirtti. Ayrıca Türkiye’nin Doğu Asya ile ilişkilerini geliştirmek istediğini ve ASEAN’e başvuruda bulunduğunu hatırlattı. AB’ye katılım konusundaki duruşlarını değiştirmediklerini, Türkiye’nin Avrupa ile entegrasyonunu önemsediğini ifade etti. Ancak, Avrupa'nın karar alma mekanizmalarının karmaşıklığı nedeniyle ilerlemenin yavaş olduğunu ve Türkiye'nin bu sürece katkıda bulunmaya devam edeceğini belirtti.
Son olarak, Fidan, bölgesel krizlerin çözümünde liderliğin ve deneyimin önemli olduğuna vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın pratik tecrübesinin ikili ilişkiler ve barış için büyük avantaj olduğunu belirtti. Türkiye’nin, bölgedeki krizlerde arabulucu ve diyaloğu teşvik eden bir politika izlediğini sözlerine ekledi.