Dijital dünya çocukların yaşamının ayrılmaz bir parçası haline geldi ve bu alanın riskleri kadar fırsatları da var. Ankara ve Şanlıurfa’da yapılan araştırmalara göre, çocuklar dijitali sadece sosyal medya olarak görmüyor ve erişim olmak ya da olmamak gibi bir seçenek de değil. Uzmanlar, gençlerin dijital ortamları günlük yaşamlarının doğal bir parçası olarak benimsediğini ve bu durumun sınıfsal eşitsizlikleri de içerdiğine dikkat çekiyor. Pandemi döneminde yaşanan eğitim aksaklıklarının ve dijital erişim sorunlarının, çocukların gelişimi üzerindeki etkisi büyük oldu. Urfa’da bazı kız çocuklarının evden çıkmadan dijital dünyaya açılmayı deneyimlemesi, dijital fırsatlara da işaret ediyor.
Uzmanlar, çocukların kimlik inşasında dijital ortamların önemli rol oynadığını ve uygun olmayan kullanımlarında olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Sosyalleşme ve kendini ifade etme alanlarının sınırlandırılmadığı, güvenliğin sağlandığı dijital ortamlar oluşturulması gerektiğine vurgu yapıyorlar. Ayrıca, ebeveynlerin telefon kullanım alışkanlıklarının çocuklar üzerindeki etkisi büyük ve bu konuda farkındalık kazanmaları önem taşıyor. Çocuklar dijitalde karşılaşacakları riskler karşısında güvenle destek alabilmeli ve alternatif fiziksel aktivitelerle dengeli bir yaşam sürdürebilmeli.
İşte eğitim sistemine de eleştirel yaklaşan uzmanlar, sınav ve başarı odaklı yapının, çocukların sosyal ve duygusal gelişimini olumsuz etkilediğine işaret ediyor. Okulların, sadece sınav başarısı değil, kapsayıcı ve yaşam becerilerini kazandıran alanlar olması gerektiğine inanılıyor. Bu değişimin, gençlerin sağlıklı bir şekilde gelişimi ve toplumla uyum içinde yaşamaları adına önemli olduğu vurgulanıyor.