Türkiye’de son günlerde artan okul saldırıları ve gençlik şiddeti, dijital platformların olumsuz etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Yaşar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden Prof. Dr. Mehmet Gökay Özerim ve uluslararası ekibin yürüttüğü araştırma, yaklaşık 3 milyon Telegram mesajını analiz ederek nefret söyleminin nasıl üretildiğine ışık tutuyor. Çalışmada, göçmen karşıtı söylemlerin ardında yatan duyguların tiksinti, öfke ve korku gibi olumsuz duygular üzerinden manipüle edildiği ortaya çıktı. Bu mesajlar, sosyal medya platformlarında bilinçli olarak hareket eden gruplar tarafından duygu yüküne dayalı olarak tasarlanıyor ve toplumda kutuplaşmayı derinleştiriyor.
Özellikle Telegram’ın düşük moderasyon ve anonimlik özellikleri sayesinde, duygusal yankı odaları oluşuyor ve bu ortamlar radikalleşmeyi tetikleyen alanlar haline geliyor. Yapay zekâ algoritmaları, mesajların satır aralarındaki duygusal kodları deşifre ederek, tiksinti (yüzde 33.4), beklenti/kaygı (yüzde 33.2) ve öfke (yüzde 32.4) gibi duyguların iç içe kullanıldığını gösteriyor. Uzmanlar, bu ortamların gençlerin maruz kaldığı içeriklerin etkisini artırdığını ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiğini belirtiyor.
Prof. Dr. Özerim, Telegram gibi platformların tasarım özellikleri sayesinde, duygusal manipülasyonun sistematik bir hale geldiğine dikkat çekiyor. Güncel olaylar ve okul saldırıları, dijital ortamların gençlik üzerinde oluşturduğu riskleri ortaya koyuyor. Uzmanlar, dijital güvenlik ve bilinçlendirme çalışmalarının önemine değinirken, bu tür ortamların radikalleşme ve şiddetin artışında önemli rol oynadığını vurguluyor.