Dünyada her beş çocuktan biri çatışma bölgelerinde yaşıyor ve bu çocuklar savaşın ruhsal ve fiziksel izlerini taşıyor. Birleşmiş Milletler UNICEF verilerine göre 473 milyon çocuk savaş bölgelerinde hayatını sürdürüyor. Çocuklar, savaşın sadece bedenlerini değil, iç dünyalarını da zedeleyerek, ilerleyen yaşlarda önemli psikolojik sorunlar yaşamalarına neden oluyor. İstanbul Aile Danışmanları Derneği Başkanı Uzman Psikolog Sibel Cesur Akyunak, savaşın çocukların yalnızca bugünlerini değil, geleceklerini de etkilediğine dikkat çekiyor.
Savaş ortamında çocuklar güven duygusunu kaybedebilir. Uzmanlara göre, çocukların güven ortamı yine ebeveynleri, rutinleri ve ev ortamlarıyla kurulabilir. Ancak savaş, bu temel yapıların sarsılmasına neden olur ve çocukta 'dünya güvenli değil' algısı oluşabilir. Bu durum korku, uyku problemleri ve tetikte olma haliyle kendini gösterebilir. Travma yaşayan çocukların öğrenme süreçleri de olumsuz yönde etkilenir. Beyin, tehdit algıladığında hayatta kalmak için öncelik verir; bu da öğrenme ve konsantrasyon becerilerinin zayıflamasına yol açar. Sonuç olarak, çocuklarda okul başarısında düşüş, unutkanlık ve öğrenmeye karşı isteksizlik görülebilir. Bunlar, çocukların travmaya verdiği doğal savunma tepkileridir.
Uzmanlar, iyileşmenin anahtarının yeniden güven duygusunun kazanılmasında olduğunu söylüyor. Güvenli bir ortam sağlanması ve oyun, travmanın işlemesinde en etkili yöntemler arasında. Oyun aracılığıyla çocuklar, yaşadıklarını ifade edebilir, duygularını düzenleyebilir ve psikososyal destek alabilir. Ayrıca, travma odaklı terapiler ve psikolojik destek, çocukların ruh sağlığının toparlanmasında önemli rol oynar. Bu adımlar, savaşın çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı olur ve onların sağlıklı gelişimini destekler.