ABD'nin gizli istihbarat raporu, Çin'in İran savaşını koz olarak kullanarak çok boyutlu bir strateji geliştirdiğini gösteriyor. ABD merkezli The Washington Post tarafından yayımlanan habere göre, Çin, İran krizini sadece izlemekle kalmayıp askeri, ekonomik, diplomatik ve enformasyonel alanlarda aktif adımlar atıyor. Raporda Çin'in Körfez ülkelerine silah satışını artırarak ABD müttefiklerinin güvenlik bağımlılıklarını yeniden şekillendirdiği ifade ediliyor. Aynı zamanda enerji krizinde de devreye girerek enerji arzı ve teknoloji desteğiyle diplomatik bağlar kuruyor.
Rapora göre, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimler dünya petrol ve doğal gaz akışında ciddi daralmalar yaratırken Çin, enerji krizinden faydalanarak bölgedeki stratejik konumunu güçlendiriyor. İran savaşında ABD'nin yüksek miktarda füze ve savunma sistemleri kullanması, Amerikan askerî stoklarında baskıya neden oldu ve olası bir Tayvan senaryosunda ABD'nin hazırlık kapasitesini zayıflatabilir. Ayrıca, Çin bu çatışmayı 'modern savaş laboratuvarı' olarak görerek, ABD'nin Orta Doğu'daki operasyonlarını yakından izliyor ve planlarını buna göre şekillendiriyor.
ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü Sean Parnell, küresel güç dengesinin başka bir ülke lehine kaydığı iddialarını reddederken, Beyaz Saray İran operasyonlarının başarıyla yürütüldüğünü ve ABD'nin askeri üstünlüğünün tartışmasız olduğunu vurguladı. Çin ise iddiaları kesin bir dille reddederek krizleri tırmandırmak yerine barışı teşvik etmeyi amaçladığını belirtti. Uluslararası uzmanlar, bu sızan raporun güç dengelerinin Çin lehine kaydığını gösterdiğine dikkat çekiyor. Özellikle enerji ve mühimmat tüketimi, Pekin'e stratejik alanlar açtığını gösteriyor. Ancak, en kritik nokta ise zamanlama; Trump'ın Pekin temasları, bu sızıntı gölgesinde gerçekleşiyor ve yeni bir güç dengesinin sinyalleri olarak yorumlanıyor.