Çin’de yıllarca cezaevinde tutulan ve dini inancı nedeniyle zorlama organ alımıyla gündeme gelen Cheng Pei Ming, yaşadığı dehşet verici deneyimi anlattı.İngiliz basını ve uluslararası insan hakları kuruluşlarına göre, Cheng’in gözaltında tutulduğu süre boyunca organları hukuksuzca alındı. Falun Gong’a üyeliği nedeniyle hedef alınan Cheng, cezaevinde tıbbi onay formu imzalaması istendiğini, ancak reddettiğini belirtti.
Gözlerini açtığında, göğsünden aşağı doğru uzanan bir kesi fark etti. Sonradan öğrenen Cheng, karaciğerinin bir kısmı ve akciğer dokusunun alındığını ifade etti. Itirazlarına rağmen, kendisine sakinleştirici enjekte edildi ve bilincini kaybettikten sonra hastane yatağında uyandı. Hatırladığı tek şey, altı gardiyan tarafından tutularak zorla iğne yapıldığı ve hastane yatağında tüplerle uyanmasıydı.
ETAC danışma kurulu başkanı Prof. Wendy Rogers, Cheng’in herhangi bir hastalık nedeniyle ameliyat edilmediğini, operasyonun 1990’larda çocuklara karaciğer nakli yapmak için kullanılan tekniklerle benzerlik gösterdiğini söyledi. Rogers, “Bu vaka, Çin’de vicdan mahkumlarının insan haklarına yönelik kayıtsızlığın bir örneği. Cheng, baskı ve tutuklama sisteminin parçası olarak cerrahi saldırıya uğradı.” ifadelerini kullandı.
İddialara göre, Cheng operasyon sonrası ciddi sağlık sorunları yaşadı, ancak 18 ay tutuklu kaldığı için tedaviye erişemedi. 2006'da yaşamını kurtarmak için kaçış planı yapan Cheng, hastaneye götürülürken gardiyanların kendisini tuvalete götürüp, geri döndükten sonra kelepçe takmamasıyla fırsatını değerlendirip kaçtı. Ağırlıklı olarak Tayland’da saklandıktan sonra 2020’de Birleşmiş Milletler mülteci programıyla ABD’ye ulaştı.
İnsan hakları uzmanı ve ETAC kurucusu David Matas, Cheng’in hayatta kalan az sayıda mağdurdan biri olduğunu belirtti. Matas, “Falun Gong üyelerinden zorla organ alınması Çin’de sistematik hale geldi,” dedi.