Avustralya, dijital dünyanın 'Vahşi Batı'sına karşı sert adımlar atıyor. Yeni hazırlanan yasa tasarısıyla Meta, Google ve TikTok gibi teknoloji devleri, yerel haber kuruluşlarına gönüllü ödeme yapmazsa gelirlerinin yüzde 2.25'i oranında vergi ödemek zorunda kalacak. Hükümet, bu şirketlerden yıllık yaklaşık 144 ila 179 milyon dolar gelir toplamayı hedefliyor. Eğer şirketler gönüllü anlaşma yapmazsa, toplam vergi maliyeti 267 milyon dolar civarında olacak.
Ancak teknoloji devleri bu yasa tasarısına tepki gösteriyor. Daha şimdiden, Avustralya bankacılık sektörüne yönelik eleştiriler de yükselmeye başladı. Bankacılık Birliği’nin hazırladığı rapora göre, Google, Apple ve Meta tarafından ödenen toplam vergi sadece 366 milyon dolar iken, ülkemizin dört büyük bankası bu dönemde 7 milyar dolar vergi ödedi. Buradaki büyük fark, piyasa değerleriyle kıyaslandığında dikkat çekici hale geliyor. Üç teknoloji devi toplam 10 trilyon dolarlık piyasa değeriyle, dört büyük bankanın yaklaşık 500 milyar dolarlık değeri arasında büyük bir uçurum mevcut.
Birlik CEO’su Simon Birmingham, küresel teknoloji şirketlerinin bankalara benzer finansal hizmetler sunmalarına rağmen vergi yükümlülüklerinden muaf tutulduğunu belirterek adil bir vergi sistemi çağrısı yapıyor. Bankaların geçen yıl toplam 11.3 milyar dolar vergi ödediğine ve finansal suçlar, sosyal projelere milyarlarca dolar harcadığına vurgu yapıyor. Bu durumda, yabancı teknoloji devlerinin yerel bankalarla aynı vergi ve denetim çerçevesine alınması öneriliyor. Bu kurallardaki fark, küresel sahnede adil rekabet ve vergi adaleti tartışmalarını alevlendiriyor.
Özellikle, bu yasa tasarısı sonrası, medyada ‘Vergilendirilmeden yurt dışına kaçırılan paralar’ başlıkları öne çıktı. Rapora göre, geçtiğimiz yıl Avustralya’dan 10 milyar dolardan fazla kaynak offshore transferlerle yurt dışına çıkartıldı. Büyük şirketlerin, düşük vergili bölgelere karlarını yönlendirmesi, vergi adaleti ve gelir eşitsizliği konularını ön plana çıkarıyor. Uzmanlar, bunun yapay zekâ ve gelişen ekonomi çağında yeni bir vergi düzeni için başlangıç olduğunu söylüyor.
Türkiye’de ise altyapı hazır olmasına rağmen, Apple Pay ve Google Pay gibi ödeme sistemleri henüz resmen kullanılmıyor. Yurt dışı menşeli kart ve uygulamalar, Türkiye’de turistler tarafından sorunsuz şekilde kullanılabiliyor. Bireyler, bankalar ve finansal servislerle anlaşma yaparak veya bölgeyi değiştirerek ödemelerini gerçekleştirebiliyor. Ayrıca, dünya genelinde büyük popülarite kazanan Revolut gibi dijital bankacılık uygulamaları Türkiye pazarına giriş hazırlığında bulunuyor. Bu gelişmeler, ülkemizde dijital ödemeler ve finans sektöründe yeni fırsat ve düzenlemelerin habercisi oluyor.