Avrupa, Türkiye'yi stratejik bir ortak olarak görüp görmeme konusunda kritik bir sınava hazırlanıyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmamız gerekiyor ki Rus, Türk ya da Çin etkisi altına girmesin” açıklaması, uzun süredir devam eden Türkiye-AB ilişkilerinde önemli bir kırılma noktasını gösteriyor. Bu sözler, Türkiye'nin bölgesel ve jeopolitik öneminin, Avrupa güvenlik mimarisinin temel taşlarından biri olduğunu net şekilde ortaya koyuyor.
AB'nin “stratejik özerklik” vizyonu, Türkiye gibi kilit aktörlerle kurumsal ve adil bir iş birliği olmadan ulaşılması zor bir hedeftir. Analize göre, Türkiye-AB ilişkilerinde klasik üyelik müzakereleri yerini, güvenlik, istikrar ve jeopolitik role uygun daha geniş bir kurumsal ufka bırakmalı. Avrupa, kendi güvenliğini Türkiye olmadan tamamlama yolunda adımlarını atarken, ilişkinin geleceği karmaşık diplomatik dinamiklere bağlı oluyor.
Bu bağlamda, Avrupa'nın yeni jeopolitik gerçekliklere uyum sağlayabilmesi, Türkiye'yi sadece kriz anlarında değil, uzun vadeli stratejik ortak olarak görmesine bağlı. Avrupa'nın tamamlanması, Türkiye'yi dışarıda bırakan eski tasavvurlar kadar, onun kurumsal ve tarihsel konumunu tanıyan geniş bir vizyonu da gerektiriyor. Aksi takdirde, ilişkiler güvenlik, bölgesel istikrar ve ekonomik kazanımlar açısından riskler barındırmaya devam edecek.