İran-İsrail çatışmasının bölgesel etkilerinin ötesine geçerek küresel bir boyut kazandığını belirten Ala, Türkiye'nin diplomasi alanında yaptığı aktif rolü ve barış için ortaya koyduğu girişimleri paylaştı. Ala, arka kapı diplomasisinin devam ettiğini ancak İran'ın bu süreci 'müzakere' olarak tanımlamadığını, ABD'nin ise bu konudaki duruşunu netleştirdiğini ifade etti. İsrail'in Lübnan ve Batı Şeria'daki saldırılarının devam ettiğine dikkat çeken Ala, saldırıların bölgesel dinamikleri değiştirmeye devam ettiğini ve bu politikanın kısa vadede çözüleceğine inanmadığını söyledi. Türkiye'nin gösterdiği diplomatik aktifliğin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yoğun görüşmeleriyle güçlendiğine vurgu yaptı.
Ala, savaşın sürdüğü bu dönemde barışın ve istikrarın sağlanması adına yeni adımlar atıldığını ve bu sürecin hem resmi hem de gizli diplomasi yoluyla yürütüldüğünü belirtti. Bunun yanı sıra, uluslararası hukuka uygun hareket edilmesi ve Birleşmiş Milletler reformunun önemine değinen Ala, dünya barışına katkı sağlayacak adımların atılmaya devam ettiğini sözlerine ekledi. Ayrıca, Türkiye'nin 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' hedefleri doğrultusunda sorunları çözmek için kararlılıkla çalıştığını vurguladı.
Sorunun kısa sürede çözüleceğine inandığını belirten Ala, İsrail ve İran arasındaki gerginliğin zaman zaman artabileceğine dikkat çekti. Bununla birlikte, Türkiye'nin bölgesel gelişmeleri yakından takip ettiğini ve aktif diplomasiyle olası krizleri önlemeye çalıştığını ifade etti. Ala, terör örgütü PKK'nın uygulamalarını ve silah bırakma süreçlerini de yakından takip ettiklerini, örgütün sembolik de olsa silah bırakma kararını sahada görmek istediklerini dile getirdi. Son olarak, yeni anayasa ve gelişmiş ülkeler statüsüne ulaşma hedefleriyle ilgili çalışmalarını sürdüren Ala, uzlaşma ve ortak değerler doğrultusunda ilerlemeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.