ABD ve İran, savaşın durdurulması ve sorunların çözülmesine yönelik önemli bir adım attı. ABD ile İran arasında Pakistan aracılı müzakereler sonucunda, savaşın sona erdirilmesi ve taraflar arasındaki ciddi sorunların görüşmelerle çözümüne odaklanan 14 maddelik bir mutabakata varıldı. Bu mutabakat kapsamında Lübnan'dan Hürmüz Boğazı’na kadar pek çok kritik konu ele alındı ve iki ülke arasında ilk resmi imza atıldı.
Belge, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından imzalandı. Trump, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, İran’a karşı yeterince sert politika uygulamadığını savunanları ‘‘kıskanç, kötü insanlar veya aptallar’’ olarak nitelendirdi. Pezeşkiyan ise, imzalanan mutabakatı paylaşarak, ‘‘Bu, güçlü İran’dan tarihi bir belge ve mesajdır. Barış, karşılıklı saygının gölgesinde gerçekleşecektir’’ ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte, süreçte en zorlu aşamanın şimdi başlayacağı belirtiliyor. İran’ın nükleer programı ve yaptırımların kaldırılması gibi kritik konuları kapsayan 60 günlük yeni müzakere süreci start aldı. Uzmanlara göre, mevcut anlaşma yeterince net ve birçok soruyu cevapsız bırakıyor. ABD yönetimi ise, bu anlaşmanın performansa dayalı olduğunu ve İran’ın taahhütlerine uyduğu takdirde fayda sağlayacağını vurguladı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, taraflar arasında güven olmamasını ve her adımın performanse bağlı olduğunu dile getirerek, İran’ın nükleer silaha sahip olmayacağından emin olduklarını belirtti.
Soru ise şu: Trump yönetimi, 2015’te yürürlükten kaldırılan nükleer anlaşmadan çok daha avantajlı bir mutabakat sağlayabilecek mi? Savaş Araştırmaları Enstitüsü’nün analizine göre, bu anlaşma İran’a ekonomik rahatlama sağlayacak ve Tahran’ın kaynaklarını füze, insansız hava aracı ve nükleer programlarını güçlendirmek ve bölge müttefiklerini yeniden yapılandırmak için kullanma riski bulunuyor.
İran lideri Mücteba Hamaney, çekincelerine rağmen mutabakatı onayladı. Hamaney, ileride yapılacak yüz yüze görüşmelerin ABD’yle uyumlu olması gerekmediğini de sözlerine ekledi. Hükümet, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın, İran halkının ve direniş cephesinin hakları korunuyor ve ABD’nin taleplerine karşı çıkılacağının garantisini verdikten sonra mutabakata yeşil ışık yaktı.
Amerika ve İsrail arasındaki ilişkilerde ise gerginlik devam ediyor. Son dönemde Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki telefon görüşmelerinin dostane olmadığı iddia ediliyor. Trump’ın Netanyahu’ya sert sözler söylediği, Tel Aviv’in hayal kırıklığı yaşadığı ve Netanyahu’nun siyasi geleceğinin sorgulandığı vurgulandı. İsrail basını, bu gelişmelerle Netanyahu’nun iktidarını kaybettiğine ve siyasi anlamda zor günler geçirdiğine dikkat çekti. Ayrıca, Netanyahu’nun İran tehdidi söyleminin etkisiz kaldığı, İran’la müzakerelerde başarı sağlayamayacağı kayıtlara geçti.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise, İsrailli bakanlara yaptığı açıklamada, “İsrail’de panik havasını tuhaf buluyorum. Ulusal güvenlik sorunlarını sadece askeri yöntemlerle çözemezsiniz” diyerek tepki gösterdi. Görüşmeler ise bugün İsviçre’de başladı. Bürgenstock’ta düzenlenen ilk toplantıya hem İran hem de ABD heyetleriyle birlikte arabulucu ülkeler Pakistan ve Katar da katıldı. Bu süreç, İran’ın nükleer programı ve yaptırımların kaldırılması konularında 60 günlük yeni bir müzakere dönemi başlatacak ve nihayetinde kalıcı anlaşmaya ulaşmayı hedefliyor.
Öte yandan, İsrail ve Hizbullah güçleri Lübnan’da karşı karşıya geliyor. İsrail ordusu, işgal ettiği bölgelerin haritasını yayımlayarak, bu alanlardan çekilmeyeceklerini açıkladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’ın tehditlerine karşı Lübnan’dan çekilmeyeceğini duyurdu. Hizbullah ise, İsrail’in Lübnan’dan tamamen çekilmesi gerektiğini talep ediyor ve Genel Sekreter Naim Kasım, karşılıklı güvenlik ilkelerine hiçbir zaman taviz verilmeyeceğine işaret etti. Bu gerilimler, Washington ile Tahran arasındaki ilişkinin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Son olarak, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a yönelik deniz ablukasının dün itibarıyla kaldırıldığını açıkladı. Bu gelişmeler, bölgedeki yeni dengeleri ve olası müzakereleri yakından ilgilendiriyor.