ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyareti sona erdi ve diplomasi tarihinde yeni bir sayfa açtı. Ziyaret sırasında iki liderden gelen açıklamalar pek çok soruyu yanıtsız bıraktı ve anlaşmaların detayları kamuoyundan gizlendi. Trump, ziyaretin sonrasında çok sayıda ticaret anlaşması yaptığını ve ilişkilerin çok güçlü olduğunu vurguladı. Şi ise, ziyaretin “dönüm noktası” olarak değerlendirilmesi gerektiğini dile getirirken, iki ülke arasındaki bölgesel ve küresel meselelerde bir araya geldiklerini belirtti.
Ancak, iki tarafın tam olarak ne üzerinde anlaştığı konusunda açıklık bulunmuyor. ABD’nin İran ve nükleer programı üzerine talepleriyle Çin’in Tayvan ve bölgesel ilişkiler konusundaki beklentileri çok net değil. New York Times, ilerlemenin sınırlı olduğunu kaydederken, CNN ise büyük hassasiyetlerle tartışılan konuların masadan uzak kaldığını belirtti. Bu durum, taraflar arasındaki anlaşmazlıkların gizli kalmasına neden oluyor.
Trump ve Şi’nin görüşmelerinde İran ve Hürmüz konusu ise önemli bir yer tuttu. Trump, Şi’nin İran’a askeri teçhizat göndermeme sözü verdiğini ve Pekin’in İran’dan petrol ithalatını sürdüreceğini açıkladı. İran’ın nükleer programıyla ilgili görüşlerini de paylaşan Trump, “İran asla nükleer silaha sahip olamayacak” dedi. Çin’in Hürmüz Boğazı’na yönelik tutumu ve petrol ithalatı konusundaki yaklaşımı ise, lobili bir belirsizlik içeriyor. Trump, Çinli şirketlerin İran petrolü alımlarını durdurmak adına birkaç gün içinde karar vereceklerini açıkladı. Bu gelişmeler, bölgesel gerilimleri ve jeopolitik dengeleri yakından ilgilendiriyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı, belirsiz bir dil kullanarak “kapsamlı ve kalıcı bir ateşkes” çağrısında bulundu. Açıklamada, nakliye yollarının acilen açılması ve savaşın engellenmesi gerektiği vurgulandı. Çin, bölgede barış ve istikrarı desteklerken, ABD ve diğer ülkelerin tutumlarına temkinle yaklaşıyor. Tayvan krizinde ise, Şi’nin sözleri gerginliği azaltmaya yönelik değil; “yanlış yönetilirse, çatışma ve savaş riski olabilir” uyarısı yaptı. Trump ise, Çin’e herhangi bir taahhütte bulunmadığını ve kendisinin ve ABD’nin olası savunma adımlarını belirleyeceğini vurguladı.
Ziyaretin en ilginç detaylarından biri ise, liderlerin Çin’deki Congnanhay bahçesinde gerçekleşen çay buluşması oldu. Şi, Trump’ın 2017’de Florida’daki Mar-a-Lago ziyaretine göndermede bulunarak seçtiği bu mekan, diplomatik ilişkilerin sıcaklığını gösteriyor. Liderler arasındaki bu samimi ortam, bölgesel krizlerin çözümüne dair umutları artırıyor. Ayrıca, Trump’ın “G-2” kavramıyla “iki büyük güç” arasındaki yakınlaşmayı vurgulaması, uluslararası arenada yeni bir dönemi işaret ediyor. Moskova yönetimi de Putin’in yakında Pekin’e giderek Şi ile görüşeceğini ve Trump’ın temaslarını yakından takip edeceklerini belirtti. ABD’de uygulanan yüksek güvenlik önlemleriyle, bilgiler Çin’e girmeden ve kişisel veriler korunarak, özel iletişimin en üst seviyede gerçekleştiği görüldü.