ABD, Grönland'da istediği her şeyi yapabilir duruma geldiği iddiasıyla uluslararası gündemi meşgul ediyor. 1951'de imzalanan anlaşma, Washington yönetimine ada genelinde askeri üsler kurma, personel yerleştirme ve hava-deniz trafiğini kontrol hakkı tanıyor. Anlaşmanın güncellenmesiyle birlikte, Grönland'ın yarı özerk statüsü ve askeri faaliyetlerde Danimarka ile yapılan istişareler önemli hale geldi.
Birçok uzman, ABD'nin bölgedeki hareket alanını genişletmekte özgür olduğunu savunuyor. Danimarka ise, bu yetkilerin sınırlarını ve adanın satılamayacak kadar egemen olduğunu belirtiyor. Ayrıca, adadaki doğal kaynaklar ve stratejik konum, bu tartışmaların karmaşıklaşmasına neden oluyor. ABD'nin mineral rezervlerine erişim için adayı devralmasına gerek olmadığı, egemenlik tartışmalarını daha da karmaşık hale getiriyor.
Trump'ın Grönland açıklamalarıyla birlikte, Rusya ve Çin'in bölgedeki varlığını artırması uluslararası güvenlik endişelerini körükledi. Danimarka ve Grönland ise, egemenlik haklarını ve uluslararası işbirliklerini koruma taahhüdünde bulunuyor. Anketler, bölge halkının ABD'ye ait olmasına karşı olduğunu gösteriyor ve 2025 nüfus sayımlarında büyük çoğunluk satma karşısında duruyor.
Uluslararası ekonomi ve güvenlik perspektifinden bakıldığında, Grönland'ın mineral zenginlikleri ve jeopolitik önemi, Washington'un ilgisini sürekli canlı tutuyor. Ancak, ada üzerindeki egemenlik ve bağımsızlık mücadelesi devam ederken, bölgedeki gerginliklerin artması bekleniyor.