ABD ile İran arasında olası yeni mutabakat, uluslararası arenada dikkat çekiyor. Bloomberg'in üst düzey yetkililere dayandırdığı habere göre, G7 liderleri 15-17 Haziran tarihlerinde Fransa’da toplanırken, ABD ve İran arasında beklenen anlaşmanın detaylarına da adım adım yaklaşılıyor. Yetkililer, nihai bir anlaşmadan ziyade, mutabakat zaptının imzalanma olasılığının güçlendiğini ve bunun 14 Haziran Pazar günü Cenevre’de gerçekleşebileceğini belirtti. İran henüz imza törenine hazır olmadığını ifade ederken, iletişimin yavaş ilerlemesi dikkat çekiyor.
ABD basınından Axios, ABD Hava Kuvvetleri’ne ait dört C-17 nakliye uçağının Perşembe günü Avrupa’ya hareket ettiğini ve bu uçakların, Başkan Yardımcısı JD Vance’in olası imza törenine katılmak amacıyla ekipman taşıdığını açıkladı. Bu gelişme, Washington’un anlaşmanın imzalanabileceği senaryosuna hazırlık yaptığına işaret ediyor. Mutabakat zaptındaki temel maddeler arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve savaş öncesi deniz ticaret hacmine dönülmesi bulunuyor. Ayrıca ABD’nin uyguladığı ablukanın kaldırılması ve İran’a 60 gün boyunca petrol satışı için geçici yaptırım muafiyetleri tanınması öngörülüyor.
Yapılan anlaşmaya göre, boğazın açılmasının ardından İran’a belli bir süre petrol satışı için muafiyet verilecek. Yaptırımların tamamen kaldırılması ise zamanla ve aşamalı şekilde gerçekleşecek. Bunun yanı sıra, yurtdışındaki dondurulmuş milyarlarca dolarlık İran varlıklarının akıbeti konusunda henüz netlik bulunmuyor. İran bu fonlara hızlı erişimi isterken, ABD tarafı ödemelerin aşamalar halinde yapılmasını tercih ediyor. Bir diplomat, tarafların anlaşma detayları ve imza tarihi üzerine çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, “Anlaşmaya son şeklini vermek ve imza töreni için bir tarih belirlemek üzere birlikte çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Hatırlanacağı üzere, ABD Başkanı Donald Trump, geçen ay anlaşmanın İran tarafından onaylanma aşamasına geldiğini ve 11 Haziran’da planlanan saldırıları iptal ettiğini açıklamıştı. Trump’ın bu açıklaması, İsrail yönetiminde şaşkınlıkla karşılanmıştı. Tüm bu gelişmeler, Afganistan ve Orta Doğu’daki diplomatik süreçlerde yeni bir dönemi işaret edebilir.