ABD'de geçen bir ay içinde iki göçmen cinayeti ve artan polis şiddeti, ülke genelinde sokakları hareketlendirdi. Minneapolis’te federal göçmenlik güçleri tarafından vurulan Alex Pretti ve Renee Good'un ölümü, siyasi ve toplumsal gerilimi artırdı. Eski Başkanlar Barack Obama ve Bill Clinton, yetkililerin halkı bilgilendirmeden hareket ettiğini, bunun kabul edilemez olduğunu ve demokrasiyi korumak için halkın sesini yükseltmesi gerektiğini belirttiler. Obama ve Clinton’un bu güçlü tepki açıklamaları, hükümetin göçmen politikalarına sert eleştirilerle yansıdı.
ABD Başkanı Donald Trump ise Demokratları suçlayıp, olaylara sebep olan politikaları durdurma ve hukuk dışı uygulamalara son verme çağrısı yaptı. Minneapolis'teki olaylar, ülkede anayasal sınırların aşılma riskine işaret ediyor. Uzmanlar, bu gelişmelerin ABD demokrasi tarihinin kırılma noktası olabileceği konusunda uyarıyor.
Sürekli artan protesto ve gösteriler, federal ve eyalet yönetimleri arasında gerilimi yükseltti. Federal güçlerin mukabeleleri ve tutuklamalar, halkın demokrasiye olan inancını sarsıyor. Ayrıca, silah taşıyan ve polisle çatışmaya girenlerin sayısındaki artış, ilerleyen günlerde iç savaş endişelerini hafifletse de, ülkedeki bölünmüşlük kendini gösteriyor. Uzmanlar, bu sürecin uzun vadede siyasi ve hukuki krize dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
Özellikle Minnesota’daki federal göçmenlik uygulamalarına karşı yükselen tepkiler, diğer kentlere de yayılarak halkın sokaklara dökülmesine neden oluyor. Binlerce kişi, ICE’nin müdahalelerinin ve şeffaf olmayan uygulamalarının insan hakları ihlali olduğunu ifade ediyor. Bu protestolar, Trump yönetiminin politikalarını sorgulayan geniş çaplı bir halk hareketine dönüşebilir. Konu ile ilgili uzmanlar, halkın kendi gücünü gösterme ve adalet talebini yükseltme yolunda önemli adımlar atıldığını belirtiyor.
ABD'nin anayasal sistemine ve demokratik ilkelerine yüz yıl sonra ilk defa bu kadar büyük bir meydan okuma geliyor. Federal ve eyalet yönetimleri arasındaki güç mücadelesi, ülkenin bütünlüğü açısından büyük bir risk oluşturuyor. Uzmanlar, hukuk dışı uygulamaların sona erdirilmesi ve şeffaf bir yargı sürecinin hayata geçirilmesi gerektiğini söylüyor. Aksi takdirde, sokak eylemleri ve politik istikrarsızlık daha da derinleşebilir.